RUHUNU BESLE HEP MUTLU KAL
İnsan etten kemikten bir damla kandan ibaret değil, insanı insan yapan şey ruhu, kalbi daha doğrusu hissettikleridir.
Bir tutam merhamet çokça da sevgiden ibaret olmalı insan.
Kalbini açtığında çiçekler saçmalı, gülücükler dağıtmalı, bütün üzüntüleri, korkuları, hüzünleri üzerine perde çekmeli, her acının içinde saklanan güzelliği bulmalı insan...
Okyanusun dibinde inci arar gibi aramalı mutluluğu.
Asıl sen nedir? Seni sen yapan sadece görüntün mü yoksa içinde saklanan ruhun mu?
Aslında her ikisi ama asıl önemli olan içimiz, görünenin arkasındaki gizemli iç dünyan.Onu bir hazineye dönüştürmelisin.
Hani bahsettim ya okyanusun dibinde inci aramak diye, insanlarda seni tanıdıkça derinlerini keşfettikçe güzelliklerle karşılaşmalı.
Unutmamalısın bir inci tanesi olduğunu ve bu dünyanında senin okyanusunun olduğunu...
Peki ruhumuzu nasıl güzelleştirebiliriz,ruhumuza nasıl iyi bakabiliriz?
Ruh bakım ve onarım merkezlerine gidiniz efendim, şaka şaka öyle bir yok tabii ki.
Uzaklara gitmenize gerek yok.
Eğer uzaklıktan bahsedeceksen o ruhunla kendi arandaki uzaklık olsun.Ve bu milimleri bile bulmasın.
Hani bir söz var ruhun gıdası müzik diye size iyi gelen müzikleri dinlemekle işe başlamalısınız, müzikler sizi alıp götürmeli uzaklara, geçmişe yada hayal ettiğiniz o güzelliklere.
Benim tavsiyem türküler.İçten, doğal ve bizden...Seni sana anlatan özünü hatırlatan o türküler...
Ezgilerle ruhunu biraz beslemelisin sonra bir hayvan beslemeli, onu sahiplenmeli, bakımı üstlenmelisin bu sana çok iyi geldiği gibi ruhunu da doyuracak.
Böylece yüreğinde yeni sevgi tohumları filizlenip yeşerecek.
Sonra yürüyüşlere çıkmalısın, bol oksijenli çiçekli-böcekli, ağaçlı-kuşlu yerlere gitmelisin unutmadan buna deniz kenarı da dahil, biraz kendini dinlemeli, iç sesine kulak vermelisin.
İç sesinin sana mutlaka söyleyecekleri vardır, onu ihmal etme, otur ve dertleş onunla.Zihnin boşalmaya sana içini dökmeye ihtiyacı var.
Gece gökyüzünü seyretmelisin, yıldızlara bakmalı hayallere dalmalısın, bisiklete atlayıp rüzgara bırakmalısın kendini, rüzgarı hissetmelisin teninde...
Kitap okumalısın mesela seni alıp uzak diyarlara götüren, hayallerini gerçekleştiren, imkansız denilen bir şeyin yer almadığı kitaplar...
Ve sen güzel dualar içinde yer almalı güzelliklere komşu olmalısın.
Son olarak;
Ruhu ben yapboz tahtasına benzetiyorum, küçük küçük parçalardan oluşan hepsi birleştiğinde anlamlı bir bütün olan...
Parçalara kendin eklemeler yapabilirsin bunlar sadece benim sana ufak önerilerimdi.Lütfen ruhunu ihmal etme onu büyüt.
Ve unutmadan içindeki çocuk sadece yeri geldiğinde ciddi olsun.
İnsan etten kemikten bir damla kandan ibaret değil, insanı insan yapan şey ruhu, kalbi daha doğrusu hissettikleridir.
Bir tutam merhamet çokça da sevgiden ibaret olmalı insan.
Kalbini açtığında çiçekler saçmalı, gülücükler dağıtmalı, bütün üzüntüleri, korkuları, hüzünleri üzerine perde çekmeli, her acının içinde saklanan güzelliği bulmalı insan...
Okyanusun dibinde inci arar gibi aramalı mutluluğu.
Asıl sen nedir? Seni sen yapan sadece görüntün mü yoksa içinde saklanan ruhun mu?
Aslında her ikisi ama asıl önemli olan içimiz, görünenin arkasındaki gizemli iç dünyan.Onu bir hazineye dönüştürmelisin.
Hani bahsettim ya okyanusun dibinde inci aramak diye, insanlarda seni tanıdıkça derinlerini keşfettikçe güzelliklerle karşılaşmalı.
Unutmamalısın bir inci tanesi olduğunu ve bu dünyanında senin okyanusunun olduğunu...
Peki ruhumuzu nasıl güzelleştirebiliriz,ruhumuza nasıl iyi bakabiliriz?
Ruh bakım ve onarım merkezlerine gidiniz efendim, şaka şaka öyle bir yok tabii ki.
Uzaklara gitmenize gerek yok.
Eğer uzaklıktan bahsedeceksen o ruhunla kendi arandaki uzaklık olsun.Ve bu milimleri bile bulmasın.
Hani bir söz var ruhun gıdası müzik diye size iyi gelen müzikleri dinlemekle işe başlamalısınız, müzikler sizi alıp götürmeli uzaklara, geçmişe yada hayal ettiğiniz o güzelliklere.
Benim tavsiyem türküler.İçten, doğal ve bizden...Seni sana anlatan özünü hatırlatan o türküler...
Ezgilerle ruhunu biraz beslemelisin sonra bir hayvan beslemeli, onu sahiplenmeli, bakımı üstlenmelisin bu sana çok iyi geldiği gibi ruhunu da doyuracak.
Böylece yüreğinde yeni sevgi tohumları filizlenip yeşerecek.
Sonra yürüyüşlere çıkmalısın, bol oksijenli çiçekli-böcekli, ağaçlı-kuşlu yerlere gitmelisin unutmadan buna deniz kenarı da dahil, biraz kendini dinlemeli, iç sesine kulak vermelisin.
İç sesinin sana mutlaka söyleyecekleri vardır, onu ihmal etme, otur ve dertleş onunla.Zihnin boşalmaya sana içini dökmeye ihtiyacı var.
Gece gökyüzünü seyretmelisin, yıldızlara bakmalı hayallere dalmalısın, bisiklete atlayıp rüzgara bırakmalısın kendini, rüzgarı hissetmelisin teninde...
Kitap okumalısın mesela seni alıp uzak diyarlara götüren, hayallerini gerçekleştiren, imkansız denilen bir şeyin yer almadığı kitaplar...
Ve sen güzel dualar içinde yer almalı güzelliklere komşu olmalısın.
Son olarak;
Ruhu ben yapboz tahtasına benzetiyorum, küçük küçük parçalardan oluşan hepsi birleştiğinde anlamlı bir bütün olan...
Parçalara kendin eklemeler yapabilirsin bunlar sadece benim sana ufak önerilerimdi.Lütfen ruhunu ihmal etme onu büyüt.
Ve unutmadan içindeki çocuk sadece yeri geldiğinde ciddi olsun.

Düşüncelerine sağlık ❤
YanıtlaSil