DERT ?
DERDİNİN SANA BİR MESAJI VAR
Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği bu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey?
Bir battaniye olmazsa olmaz bir kitap ve kitap okurken, dışarıda yağan yağmuru seyredebileceğimiz bir köşe...
Yada bir ocağın başında bir şöminenin karşında yada sobanın yanında oturup bu keyfi yakalamak da mümkün değil mi.
Hal böyle olunca insan o geçmişin masalımsı günlerine gitmiyor değil.
Bence böyle güzel masalımsı günlerin olması ve her istediğimizde bunlara gidebilmek bir şans yani bana göre öyle.
Ve ben;
Düşünüp düşünüp içinden çıkamadığım sorunlar olduğunda şunu fark ediyorum;
Meşgul olmam gereken tamamen bu dünya mı,
Ben sadece bu dünyaya hizmet etmek amacıyla mı geldim,
Bu kadar rızık için debelenmem kaygılanmam ne kadar doğru,
Dünyalık şeyleri bu kadar fazla istememin bana ne faydası var?
Ve hepsinin cevabı hayır oldu,
Hayır hiç birine aslında çok da ihtiyacım yok , rızık peşinde olmak güzel ancak bu kadar kaygılanmak doğru değil , karıncanın bile rızkını veren, duasını işiten Rabbim beni neden duymasın ?
Elbet duyar, yeter ki seslenmeyi bil...Kapıya vurmadan açılmasını beklemek gibidir , dua etmeden kabul olmasını istemek...
Sen kapıya vur, elbet duyan , açan olur.
Dünya telaşına kapılınca insan, büyüklerimizin de dediği gibi ,derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur, oluyor efendim , oluyor deneyin , denemesi bedava. :)
Peki, ya bu dertler neyin habercisi ?
Somut bir örnekle izah edelim, boğazımızın karıncalanması neyin habercisi olabilir , hafif ateş, burnun akmaya başlaması ?
Nezlenin değil mi yada boğaz iltihabı gibi birtakım sağlık sorunlarının habercisi.Vücudun insana verdiği sinyaller gibi dertlerinde insana verdiği sinyaller , mesajlar var.
Dertler Rabbin kuluna, sen imtihandasın ama bunun farkında değilsin, dünya hayatına o kadar daldın ki sonsuz alem için hiç bir çaba sarf edemiyorsun.
O halde bu dert sana imtihan olsun, olsun ki nerede olduğunu ne için çabaladığının farkında ol, demekti ebediyeti hatırlatmaktı aslında...
Biz ne yapıyoruz , çoğu zaman derdimizden şikayetçi oluyoruz, derdin bize ne hikmetle geldiğini unutup sadece onun bizde yarattığı acı ile meşgul oluyoruz.
Oysa dert, Rabbinle daha fazla zaman geçirme , onunla daha fazla muhabbet etme değil miydi, bilemiyor anlayamıyoruz , sonuç olarak daha büyük bir acıyla sınanıyoruz anlayana kadar da imtihan devam ediyor.
Dert; yaranın içinde yaradanı görmenin adıydı kimi gördü ,kimi göremedi...
DERDİNİN SANA BİR MESAJI VAR
Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği bu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey?
Bir battaniye olmazsa olmaz bir kitap ve kitap okurken, dışarıda yağan yağmuru seyredebileceğimiz bir köşe...
Yada bir ocağın başında bir şöminenin karşında yada sobanın yanında oturup bu keyfi yakalamak da mümkün değil mi.
Hal böyle olunca insan o geçmişin masalımsı günlerine gitmiyor değil.
Bence böyle güzel masalımsı günlerin olması ve her istediğimizde bunlara gidebilmek bir şans yani bana göre öyle.
Ve ben;
Düşünüp düşünüp içinden çıkamadığım sorunlar olduğunda şunu fark ediyorum;
Meşgul olmam gereken tamamen bu dünya mı,
Ben sadece bu dünyaya hizmet etmek amacıyla mı geldim,
Bu kadar rızık için debelenmem kaygılanmam ne kadar doğru,
Dünyalık şeyleri bu kadar fazla istememin bana ne faydası var?
Ve hepsinin cevabı hayır oldu,
Hayır hiç birine aslında çok da ihtiyacım yok , rızık peşinde olmak güzel ancak bu kadar kaygılanmak doğru değil , karıncanın bile rızkını veren, duasını işiten Rabbim beni neden duymasın ?
Elbet duyar, yeter ki seslenmeyi bil...Kapıya vurmadan açılmasını beklemek gibidir , dua etmeden kabul olmasını istemek...
Sen kapıya vur, elbet duyan , açan olur.
Dünya telaşına kapılınca insan, büyüklerimizin de dediği gibi ,derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur, oluyor efendim , oluyor deneyin , denemesi bedava. :)
Peki, ya bu dertler neyin habercisi ?
Somut bir örnekle izah edelim, boğazımızın karıncalanması neyin habercisi olabilir , hafif ateş, burnun akmaya başlaması ?
Nezlenin değil mi yada boğaz iltihabı gibi birtakım sağlık sorunlarının habercisi.Vücudun insana verdiği sinyaller gibi dertlerinde insana verdiği sinyaller , mesajlar var.
Dertler Rabbin kuluna, sen imtihandasın ama bunun farkında değilsin, dünya hayatına o kadar daldın ki sonsuz alem için hiç bir çaba sarf edemiyorsun.
O halde bu dert sana imtihan olsun, olsun ki nerede olduğunu ne için çabaladığının farkında ol, demekti ebediyeti hatırlatmaktı aslında...
Biz ne yapıyoruz , çoğu zaman derdimizden şikayetçi oluyoruz, derdin bize ne hikmetle geldiğini unutup sadece onun bizde yarattığı acı ile meşgul oluyoruz.
Oysa dert, Rabbinle daha fazla zaman geçirme , onunla daha fazla muhabbet etme değil miydi, bilemiyor anlayamıyoruz , sonuç olarak daha büyük bir acıyla sınanıyoruz anlayana kadar da imtihan devam ediyor.
Dert; yaranın içinde yaradanı görmenin adıydı kimi gördü ,kimi göremedi...



Yorumlar
Yorum Gönder